
Türkiye ekonomisi 2026 yılına yüksek bir enflasyon başlangıcı yaptı. Ocak ayı enflasyonunun %4,8 olarak açıklanması, iktisadi değişkenlerle açıklanması güç bir tabloyu beraberinde getirdi. Asgari ücret artışı, döviz kurları ve hammadde fiyatlarındaki seyre rağmen gelen bu yüksek rakam, piyasadaki fiyatlama davranışlarının henüz normalleşmediğini kanıtlıyor.
Şubat Ayında “Ramazan” Beklentisi
Haber analizlerine göre, şubat ayı enflasyonunda en büyük risk faktörü yaklaşan Ramazan ayı. Şirketlerin yeni yıl zamları ile Ramazan zamlarını etiketlere eş zamanlı yansıttığı gözlemleniyor. Kültürel değerlerin aksine, Ramazan ayının gıda grubunda bir “fiyat artış dönemi” olarak kullanılması, şubat verilerinin de yüksek gelmesine neden olabilir.

Mart ve Nisan “Kritik Eşik”
Merkez Bankası’nın 2026 yıl sonu hedefi olan %19 bandının tutturulabilmesi için bahar ayları hayati önem taşıyor. Tarihsel ortalamalara bakıldığında:
-
Normal seyir: Mart ve Nisan ayı ortalaması %0,95 civarında.
-
Beklenti: Hedefin “umut radarı” içinde kalması için bu yıl da tarihsel ortalamalara yakın rakamların yakalanması şart.
TÜİK’in Yeni Sepeti ve “Hizmet” Etkisi
Enflasyon hesaplamasında yapılan ağırlık güncellemeleri de süreci zorlaştırıyor. Uluslararası standartlara uyum çerçevesinde temel malların payı düşürülürken, hizmet kalemlerinin ağırlığı artırıldı. > Ekstra 1 Puan Riski: Merkez Bankası ekonomistlerine göre, hizmet ağırlığının artması yıllık enflasyonu 2025’e kıyasla 1 puan yukarı çekebilir.
“Bu Yılın Bahanesi Yok”
Ekonomi çevreleri, 2026 yılında hata payının kalmadığına vurgu yapıyor. Para politikasının sadece faizle değil, etkin iletişim ve yapısal tedbirlerle desteklenmesi gerektiği belirtiliyor. Eğer piyasa aktörleri ve vatandaşlar dezenflasyon sürecine ikna edilemezse, enflasyonun yılı %22-23 bandının altında kapatmasının güçleşeceği öngörülüyor.
MEB PERSONEL
WHATSAPP HABER HATTI
MEB personeline dair en güncel,
hızlı ve özel haberler
➜ Gelişmelerden anında haberdar olun
➜ Özel haberleri ilk siz öğrenin